BİR ŞAİRİN ÖLÜMÜ
Ellerim, güzel ellerim
yazan çizen
yapıp yıkan
vurup
dirilten...
Ellerim,
güzel ellerim
uzun, upuzun parmaklarım
sogukta titreyip
nar gibi pembeleşen
tarlada nasırlaşıp
fabrikada işçileşen
evde ocağa kömür koyan
ellerim...
Bir kadına dokunduğunda ürperen
ürperten,
konuşurken korkunç bir ayıpmış gibi
nereye saklayacağımı bilemediğim
utangaç ellerim...
İri, kocaman
saçma sapan düşünen
akıllı ellerim.
Meydanlarda yumruklaşıp
güneşe kızan neden uzak diye
sokaklarda
yırtık cebimde yoksul...
Ellerim
sürgünden kırık
sevdadan kırık
ölümden kırık
kırıkda kırık ha...
Kelepçelendikleri zaman
„kanasın“
demişti başçavuş
Muş`lu onbaşıya
kanamıştılar...
Görüş günlerinde
kelepçesiz dokundular
annemin ellerine
iki telörgü
ve kalın cam arasından
annem beni öldürecek değildi ya.
Ellerim hiç anlamadı o yüzden
karşı karşıya
birbirine dokunmaya çalışan iki avucun
neden birbirine asla kavuşamadıgını...
Dokunamayacak
sabahları bir dut ağacının
ıslak nemli yapraklarına....
Bakın ellerime
sürgünden kırık
sevdadan kırık
ölümden kırık.
İri, kocaman
saçma sapan düşünen
akıllı ellerim.
Yazamıyorlar artık.
Parmakları yüreğin
kuma öğütülmüş....